Post Image
810

Ömer Bin Abdülaziz ( Muaviye dönemi halifelerinden )

Ömer Bin Abdülaziz ismini sürekli hatırlamanızı rica ediyoruz. Çünkü öyle bir dönemde halifelik makamına oturmuştur ki, hayranlık uyandıran bir yönetim anlayışına sahiptir. 

İslam alemi için muaviye döneminde ki bütün zenginliklerinden vazgeçmiş ve kendini İslam alemine hizmete adamıştır. Çok kısa bir süre de başarılı yönetim biçimi ile fakir bırakmamıştır.

Ömer Bin Abdülaziz’in hikmetli sözleri:

“Ey insanlar, kim bizimle arkadaşlık yaparsa, beş şey için yapsın, bunu yapmazsa, bizden uzaklaşsın:

1- İhtiyaçlarını karşılayamayanlara bize bildirsin.
2- Hayır için bize yardımcı olsun.
3- Bilmediğimiz hayır yollarını bize öğretsin.
4- Bizim yanımızda kimsenin gıybetini yapmasın.
5- Boş şeylerden bize bahsetmesin.”

“Seni en çok hayrete düşüren şey nedir?” diye soran arkadaşına:

“Beni en çok şaşırtan şey, bir kimsenin, Allah’i bilip, O’na isyan etmesi; Şeytani bilip ona itaat etmesi ve dünyayı bilip ona meyletmesidir.”

Hanedandan biri:

“Ya Emire’l Mü’minin, senden önceki Halifeler bize hediyeler verirlerdi. Sen ise bize yasakladın. Halbuki buna alışmış ailem ve de sıkıntım var. İzin ver de, eskisi gibi bize birşeyler verilsin!” Ömer:

“Ölümü sıkça an! Geçimde daraldıysan, seni rahatlatır; bolluk içerisindeysen de seni daraltır.”

İstişareye çok önem veren Ömer b. Abdülaziz, Muhammed b. Ka’b’a:

“Başıma gelenleri görüyorsunuz, bana ne tavsiye edersiniz.”

“Sen ihtiyarları baba, gençleri kardeş ve çocukları evlat kabul et. Babana ihsan, kardeşlerine rahmet, evladına da Şefkat göster!”

Reca ise:

“Kendin için istediğini başkası için de iste, kendin için istemediğin bir şeyi başkasına da isteme!”

Salim ise:

“Bütün dünya nimetlerine karşı öyle bir oruç tut ki, iftarın ölüm olsun.” (***)

Doğum yeri ve tarihi konusunda değişik rivayetlerin bulunduğu Ömer b. Abdülaziz’in Medine’de doğduğu rivayeti kuvvetli görüşlerdendir.

Babası Abdülaziz’in Mısır alisi olması münasebetiyle hayatinin büyük bir bölümü orada geçmiştir. Daha sonra babasının isteği üzerine Medine’ye giden Ömer b. Abdülaziz eğitimini orada tamamlamaya çalıştı. Sahabenin, hadis ravilerinin meclislerine devam eder, ayrıca şiir ve edebiyat meclislerine katılırdı. Hatta onun meclisi, fakihler, alimler ve edipler meclisiydi. Ömer’in annesi de, Ümmü Asim bint. Asim b. Ömer b. Hatta bint’tir. Yumuşak huylu, güzel ahlaklı, zühd ve takva sahibi bir hanımdı.

Halife Abdülmelik, onu Dimesk’e (Sam) çağırmış ve kızı Fatima ile evlendirmiştir. Daha sonra Halife Velid tarafından Hicaz Valiliği’ne tayin edildi.

Keyfî uygulamalarda bulunan diğer valilerin aksine Ömer, şehre gelir gelmez hadis bilen 10 dindar kimseden bir meclis kurdu. Bütün mühim isleri bunlarla görüşüp karara bağladıktan sonra uygulamaya koyulurdu. Bu uygulamasından dolayı, Haccac’in zulmünden kaçan kisiler, Mekke ve Medine’ye sığınmaya başladılar. Bu durum Haccac’in Ömer’e kaşı tavır almasına sebep oldu. Araları açıldı ve görevden aldırdı. Yedi yıl yaptığı bu görevdeki başarısıyla saygın zevat tarafından takdir topladı. Nitekim bu alim Reca b. Hayyan’in desteği sayesinde veliaht tayin edildi.

Halife Süleyman b. Abdülmelik’in ölümünden sonra Halife seçildi. Abdülmelik’in oğulları Yezid ve Hisam tarafından buna itiraz edilmişse de halkın teveccühüyle bu iş tamamlandı. Ömer b. Abdülaziz Halife oldu. (*)

HALIFE OLDUKTAN SONRA YAPTIKLARI ISLER

İtiraf etmek gerekir ki, Muaviye’den itibaren fethedilen bölge sakinleri ikinci sınıf (mevalî) vatandaş muamelesi görüyorlar, Müslüman olmalarına, askeri seferlere katılmalarına rağmen haraç vermeye mecbur tutuluyorlar veya ganimetten çok az pay alıyorlardı. Gayr-i Arap (Arap olmayan) kimseler Islama karşı şüpheyle bakıyorlardı.

Halife Ömer, Müslüman olanların hangi ırktan olursa olsun diğer Müslümanlarla eşit olduklarını açıkladı. Onlardan vergi (haraç) alıinmayacağını ifade etti.

Savastan ziyade barisi esas alan Ömer, bu tutumundan dolayi birçok kabilenin Müslüman olmasini sagladi. Bu, tefessüh eden Emevî hanedaninda idari bir reform niteligi tasimaktadir. Kararlarin alinmasindan ziyade uygulanmasi daha büyük önem arzetmekte; bunun için de derhal idareye gelir getirmeyen halk tarafindan sevilmeyen, halka zulmeden ve keyfî tasarrufta bulunan valileri degistirip yerine yenilerini getirdi. Tayinde en çok dikkate aldigi konu; ehliyet, ilim, takva ve salih ameldi. O, devlete sadikane hizmet verecek idarecilere görev verdi. Böylece hilafet müessesesi taze kanla takviye edilmis ve dört halife devrindeki canliligina kavusmustur.

Bu degisiklikler ve uygulamalar, hilafeti elinde bulunduran Umeyye ogullarini ciddi sekilde rahatsiz ediyordu. Yer yer açiga vursalar da pek fazla bir sey de yapamiyorlardi.

Emevî ileri gelenleriyle Ömer arasinda söyle bir tartisma geçer:

Ömer onlarin “Bize görev ver” tekliflerine, “Isterseniz her birinizi asker yapayim.” cevabini verir.

Emevîler:“Ne diye yapamayacagimiz bir seyi bize teklif ediyorsun?” diye söylenip, “Akraba degil miyiz? Bizim de bir hakkimiz yok mu?” diye diretince Ömer:

“Benim için bu konuda, sizinle en uzak bir Müslüman arasinda hiçbir fark yoktur.” diyerek bu konuda tavrini koydu.

Ömer, minberlerde Hz. Ali (R.A.)’yi lanetlemeyi kaldirdi. Babasi Abdülaziz’in Misir’da takip ettigi yolu takip etmis olmasina sasilmaz. Zira kendisinden rivayet edildigine göre babasi hutbede Hz. Ali (R.A)’nin adinin zikredildigi yere gelince kekeler, dili tutulurdu. Oglu Ömer, niçin öyle yaptigini sordugunda söyle cevap verdi:

“Ogulcagizim! Bilesin ki, Ali b. Ebi Talip hakkinda bizim bildiklerimizi halk bilse, bizden ayrilip onun çocuklarina tâbi olurlar.” Ömer halife olunca hutbede Hz. Ali’ye sebti lanetlemeyi kaldirdi. Onun yerine Nahl 90. ayetin okunmasini sagladi.

Bu uygulamalaridir ki, Ömer b. Abdülaziz’i müceddit, II. Ömer ve Besinci Halife ünvanina kavusturmustur. Herseyi Allah’ta gören bir insanin neler yapabileceginin en güzel örnegini veren Ömer b. Abdülaziz, hadis ilminin tedvininde oynadigi rol de takdire sayandir.

Iki sene bes aydan fazla sürmemis olan Hilafeti esnasinda, içte ve dista fevkalade hayirli isler yapmistir. Fitnecilerin fitnesine maruz kalan Halife, hicrî 101 yilinin Recep ayinda vefat etti.

DEVLET ADAMLIGINA TIPIK ÖRNEK

Emirul Mü’minin Ömer b. Abdülaziz vefat edince, ondan sonra Yezid b. Abdülmelik halife oldu. Hanedandan biri gelerek:

“Ey mü’minlerin Emiri Yezid! Su müraî adam (Ömer b. Abdülaziz) Mü’minlere ihanet etti. Gücünün yettigi kadar cevher ve inciyi evinin iki odasina doldurup kilitledi.” dedi. Bunun üzerine Yezid, Ömer’in hanimi olan kiz kardesine haber göndererek çagirtti ve:

“Bana, Ömer’in kilitli iki odaya cevher ve incilerini doldurup biraktigina dair haber geldi.”dedi. Bunun üzerine Fatima:

“Kardesim, Ömer su bohçanin içindekinden baska ne bir tüy, ne de bir yele birakti.” dedi. Yezid bohçayi açti. Içinde yamali ve kalin bir entari, bir aba ve zayif astarli kalin bir cübbe buldu… Bana bunlari degil, kilitli iki odanin anahtarini verin denmesi üzerine Fatima:

“Mü’minlerin Emirinin ölümüyle bana musibet veren Allah’a yemin ederim ki, o halife olali onun istemedigini bildigim için, o iki odaya hiç girmedim. Sunlar oranin anahtaridir. Gel, aç ve içindekilerini Beytü’l Mal’e naklet.”

Yezid ve sikayetçi Ömer b. Velid gidip eve girdiler; odalardan birini açtilar, baktilar ki deriden bir sandalye, yaninda serilmis dört çömlek ve bir de testi buldular. Bunun üzerine sikayetçi “Estagfirullah” dedi. Sonra ikinci odayi açtilar. Baktilar ki çakillarla serilmis bir mescid ve tavaninda da asilmis bir zincir vardi. O zincirde de boynuna geçecek kadar bir halka vardi… Orada kilitli bir sandik buldular, açtilar. Onda bir sepet vardi, sepette bir cübbe ile bir yün elbise vardi. Yezid ve yanindaki aglayarak söyle dedi:

“Ey kardesim, Allah sana rahmet eylesin. Muhakkak senin hem gizlin ve hem de asikârin temizmis.” Sikayetçi de:

“Estagfirullah, ben bana söylenen seyi söyledim.”

(Prof. I. Süreyya Sirma, Emeviler Dönemi, Hilafetten Saltanata, s. 108, 109)

DÜSMANINI HAYRAN BIRAKAN HALIFE

“Bir insanin, imkansizliklari dolayisiyla, ruhbanca bir yasantiya sahip çikmasi, dünyadan el-etek çekmesi çok kolaydir. Çünkü onun zaten terkedecegi herhangi bir dünya malina sahipligi yoktur. Fakat bu halife gibi, dünyanin en büyük devletinin yöneticisi için ayni seyleri söylemek mümkün degil. Onun elindeki hazinelere ragmen, bunlarin hiçbirine aldirmayip, siradan bir fakirin yasantisina sahip çikmasina hayran olmamak dogrusu elden gelmiyor.” (**)

Bu sözler, Ömer b. Abdülaziz vefat ettikten sonra ona olan hayranligini gizlemeyen Roma Imparatoruna ait.

HALIFE SEÇILINCEKI HALI

Kendi adinin anildigi hilafet fermani okundugunda Ömer:

“Vallahi, ben bu isi asla Allah’tan istememistim.”

Ne var ki salih iradeler, onu böylesine tehlikeli anlar için seçmisti. O da “adam” olacak ve emaneti kabul edecekti. Büyük hukukçu Salim’us-Sûddî’ye:

“Hilafetim, seni sevindirdi mi, üzdü mü?” Sûddî:

“Insanlarin hesabina sevindim; ama senin payina da üzüldüm.” Ömer:

“Nefsimin helakindan korkuyorum.” Sûddî:

“Korkuyorsan çok iyi… Çünkü ben de korkmamandan endiseliydim.” Ömer:

“Bana bir ögüt ver!” Sûddî:

“Sunu unutma: Babamiz Adem, bir tek günah için cennetten çikarildi.”(1)

ILK HUTBE

“Ey Nâs! Kuskusuz Kur’an’dan sonra Kitap, Muhammed (s.a.v.)’den sonra Peygamber yoktur. Bilesiniz ki, ben hakim degil infaz ediciyim. Kanun koyucu degil tâbiyim. Ben sizin hiçbirinizden daha hayirli degilim; üstelik içinizde yükü en agir olan kisiyim. Zalim devlet reisinden kaçan adam zalim degildir. Surasini iyi biliniz ki, Allah’a isyan hususunda kula itaat edilmez.”(2)

BENZER YAZILAR

Bir cevap yazın