İslam’da Neş’e ve Safa

Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de Alemlerin Rabbi olan Allah içindir.” (EN’AM/162)

Es-Selamu Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berekatuhû.

Hamd; Alemlerin Rabbi olan, ol dediğinde olduran, her türlü noksan sıfattan münezzeh Allahu Azimüşşan Hazretleri’ne mahsustur. Binler adedince salât-u selam da; O’nun Resulü, İki Cihan Serveri, Fahr-i Kainat Peygamber-i Zişan Efendimiz’e (s.a.v) olsun.

Bu güzel ve faydalı sayfamızda, lütûf buyurup bu acize de bir köşe ayıran kıymetli Ahmet Turan ağabeyimize teveccühünden dolayı teşekkür ederim.

Bu sayfada ilk defa yazıyor olmanın verdiği heyecanın tarifi mümkün değil. Bu ahvâl içerisinde yazıma başlamak arzusundayım.

* * *

İslam inancında helal ve haram olmak üzere iki tür neşe, eğlence ve keyif kaynağı vardır.

İblis ve yandaşları (Allah’ın laneti onların üzerine olsun), insanoğluna haram ve gayrımeşru dünya zevklerini oldukça tatlı, süslü ve cazip göstermektedir. Her ne kadar cennetten kovulmuş, Allah’ın gazabına uğramış ve kıyamet günü cehenneme atılacak olsa da bir gerçek vardır ki İblis bilgili, zeki ve oldukça da kurnazdır ve insanı çılgın bir ateşe götüren yolları da tabiri caizse hoş kokulu çiçeklerle döşemiştir.

Bir Müslüman için de tehlikenin başı aslında buradadır.

Çünkü az önce de izah etmeye çalıştığım üzere İblis, kendi payına düşen kurnazlığı öylesine güzel yapmaktadır ki… Kişiye; bir başkasının hanımı, kızı, kız kardeşi ile zina yapmayı kendi helali ile cimada bulunmaktan daha tatlı, daha zevkli gösterir. Kumar oynayıp, saatler hatta dakikalar içerisinde parasına para katmayı güzel güzel telkin eder ama kazanana tüm parasını kaybeden karşı tarafın hâlinden hiç bahsetmez! Alkolü sevimli gösterir, ağına düşeni içki bağımlısı yapar, belki direksiyon başına geçirip kaza yapmasını ve ömür boyunca sürünmesini sağlar.

Aynı paralellikte yalanlar, gıybetler, aldatıcı ve farazî daha bir çok işler… Müslümanın hayatında asla yer almaması gereken unsurlardır bunlar.

Popüler kültür içerisinde giderek etkisini artıran televizyon, internet vb. kitlesel iletişim araçlarında yer alan “rol modeller”in gençliğimiz için ne denli zararlı unsurlar içerdiğini gözönüne alırsak, hem zaman israfı hem de ahlâk erozyonu noktasında İblis’in lain emellerine farkında olmadan ne kadar hizmet ettiğimizi anlamış oluruz.

* * *

Halbûki Müslüman, Bediüzzaman Said-i Nursî Hz.’lerinin de söylediği üzere, keyfe kafî olan helal dairesinde de pek hoş zaman geçirebilir, nefsini doyurabilir.

Kendini bilen bir Mümin ilim irfanla, kültürle, sanatla, edebiyatla, tarihle ilgilenmekten de muazzam zevk duyar, duymalıdır.

Bir tarihî tiyatro oyunu izlemek (tarihimizi doğru aktarmak kaydıyla), tarihî eser kapsamındaki bir mimarî yapının özelliklerini araştırmak, canlılar alemine dair biyolojik bilgiler edinmek, dünyanın değişik yerlerinden insanlarla iletişim kurmak ve onlara kendi kültürümüzü tanıtmak ne güzel faaliyetlerdir.

Yine ibadet ve hayır işleriyle uğraşmak da müslüman için neşe ve keyif kaynağı olsa gerek. Allah’ı zikretmek, Efendimiz’e (s.a.v) salat-u selamlar getirmek, Kuran-ı Kerim ilimleriyle meşgul olmak; ha keza bir yetimin başını okşamak, açları doyurmak, ihtiyacı olanların muhtelif ihtiyaçlarını mümkün mertebe karşılamak… Bunlar da gerçekten bir mümin için tarifi olmayan lezzetlerdir.

Velhasılı Müslüman, gayet tabii ki amel defterini helal olan icraatlarla donatmalı, kendisine pek tatlı gösterilen kötü ve yakıcı haramlardan da Allah’a sığınmak suretiyle uzak durmalıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir