• Anasayfa
  • İslami Haberler
  • İslam Ahlakı
  • Hz. Muhammed ( S.A.V )
  • İslamiyet ve İlim
  • İslamiyeti biliyor musunuz?

Sayın Ziyaretçi Sitemize Hoşgeldiniz - Bugün

Hz. Muhammed’in ( S.A.V ) Rauf ve Rahim sıfatları
Bu yazı toplam 1.240 kere okunmuştur

Alemlere Ramhet peygamberi olan gönderilmiş olan Resulullah ( S.A.V ) daha önce hiç bir peygamberin taşıyamadığı iki ulvi değeri birlikte taşıyan tek peygamberdir. Allahu Alemin sıfatlarından olan ve yanlızca Peygamber efendimizin şereflenebildiği en büyük güzelliklerdendir.

Rauf : Çok şefkatli olmak

Rahim: Çok merhametli

Bu iki sıfatta Allahu alemin Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa ( S.A.V ) hazretlerine verilmiş, Peygamber efendimizin hayatında ise büyük bir nimet olarak insanlara sunulmuştur. Örnek alınması gereken bir model olarak yeryüzüne gönderilen Rahmet Peygamberi hayatıyla ve yaşadıklarıyla unutlmayacak bir hayat modeli çizmiştir.

Ayeti Kerime

“Size kendi içinizden öyle bir Peygamber geldi ki, sizin hüsranınıza üzülür, saadetinizi cidden ister; müminler için yüreği rikkatle ve merhametle çarpar!”

Baktığınızda hiç bir yaratılmışta olmayan özellikleri barındıran ve Müslümanların acısını acısı bilen bir peygamber .

Allahu alemin büyük bir nimet olarak bizlere sunmuş olduğu örneği görmezden gelmek elbetteki büyük bir hatadır.

Beşerî ilişkilerde empatinin en önemli vasfı yumuşaklıktır. Peygamberimiz de bu özelliği sebebiyle insanların kabulüne mazhar olmuş, gönüllere taht kurmuştur. Zaten beşerî münasebetlerde insanları etkileyen deha ve zeka değil, karakter ve tutarlı şahsiyettir. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Allah’ın Sana olan rahmeti sayesinde insanlara karşı yumuşak davrandın. Sen katı yürek!i, sert ve acımasız olsaydın insanlar etrafından dağılıverirlerdi.”2

İnsani ilişkilerin nirengi noktası, karşısındakinin farkına varmak ve onun da insan olduğu duygusuna ermektir. Sadece “kendi” merkezli yaşamak, “ben merkezli” düşünmek ve karşısındakileri hiçe sayıp görmezden gelmek insani ilişkilerin en önemli zaaf noktalarından biridir. Beşerî münasebetler, insan ilişkileri ve kişisel gelişimle ilgilenenler derler ki: İnsani ilişkilerin temel noktası, “empati” denilen kendini karşısındakinin yerine koyma prensibidir. Bu açıdan baktığımızda, Asr-ı Saadet’te insanlar Peygamber Efendimiz’in karakter ve şahsiyetine hayranlık duyarak sıcak bir duygu, yanık bir gönülle kendilerini O’nun etrafında pervane etmişlerdir. O’nun (sav), bulunduğu konumu şahsi çıkarları için kullanmayan, külfette en önde, nimet paylaşımında ise en sonda bulunması insanların gözünden kaçmamıştır. Medine’de sebebi bilinmeyen bir gürültü koptuğunda “Ne oldu, bu ses neyin nesi?” diyerek herkesin birbirinden medet umduğu bir sırada O, Ebû Talha (ra)’nın Mendub isimli atına binerek sesin geldiği yere gitmiş ve durumu tetkik ettikten sonra “Korkulacak bir şey yok” sözüyle ashabına sükunet telkin etmiştir.3

Diğer yandan, Hendek savaşında hendek kazımı esnasında Cabir b. Abdullah (ra)’ın sofrasına davet ettiği yüzlerce sahabeyi bizzat kendisi servis yaparak doyuran ve en sonunda sofraya oturan O’ydu.4 O’ndaki bu fedakar, gözü tok ve riskten kaçınmayan tavır ashabının hayranlığını celb ediyordu.

Allah Rasûlü’nün, yakın çevresinde bulunan aile fertlerinden başlayarak bütün ashabına ve topyekun insanlara karşı şefkat ve merhametle davrandığını, hiç kimseyi asla incitmediğini görüyoruz.

Gördüğü yanlışlar ve hatalar karşısında insanları uyarırken, “galat-ı ruyeti” kendine izafe ederek, yani kendisinin yanlış görmüş olduğunu söyleyerek “Bana ne oluyor ki ben bazı kardeşlerimi şu şu hallerde görüyorum.”5 derdi. O bu ifadeleriyle, “Kardeşlerim böyle yapmaz, ben herhalde yanlış görüyorum.” demek isterdi.

Kendisine yapılan her türlü haksızlık ve yanlışa karşı olgunlukla mukabele eder, insanların yanlışlarını bağışlardı. Nitekim bir ganimet dağıtımı esnasında kendisinden bol miktarda ganimet isteyen, bunu isterken de yakasına yapışma cüretinde bulunacak kadar ileri giden bedeviye tebessüm ederek talebini yerine getirmiş ve bağışlamıştı.6 Çünkü Allah Teâlâ: “(Ey Rasûlüm!) Sen af yolunu tut; bağışla; uygun olanı  emret; cahillere aldırış etme!” 7 buyurmuştu.

Haddini bilmeyen, sınırı aşan insanlarla ilişkide sürekli hoşgörülü davranmak, incinmemek ve incitmemek zor bir iştir. Hatta denilebilir ki incinmemek, incitmemekten daha zordur. Çünkü incitmemek eldedir. Elinize, dilinize, gözünüze sahip olursunuz, kendinizi frenlersiniz ve insanları incitmeyebilirsiniz. Ama insanların ham, çiğ davranışları karşısında incinmemek elde olan bir şey değildir. Bu ancak çok engin bir gönülle aşılabilecek bir nefs engelidir. Allah Rasûlü incitmediği gibi incinmezdi de. Ashab arasında bedevilikten gelmeleri sebebiyle kaba davranışlar sergileyen insanlar olurdu. Hatta Mescid-i Nebî’ye bevletmeye kalkanlar bile vardı. Ancak, O bunlara kızmaz ve bu davranışları sergileyen kimseleri incitmemeye özen gösterirdi. Ashab arasında ölçüsüz tepki gösteren olursa onları da uyarır, hoşgörüye ve incitmeyen nazik tavra davet ederdi.8 Kendisinden, zina etmek üzere izin istemeye gelen bir delikanlıyı hiç kırmadan, incitmeden birtakım sualler sormak suretiyle bu işin yanlış olduğuna inandırmış ve düşüncesinden vazgeçirmişti.9

Temelinde hamlık ve hoyratlık bulunan kaba davranışlar ve haddini aşan cinsten tavırlar insanları incitir, üzer ve gönüllerini kırar. Nübüvvet pınarının ser-çeşmesi olan peygamberler ve başta Hz. Peygamber incinmeme ve incitmeme konusunda insanlığa model olmuştur. Ahlaki erdemler de ancak model şahsiyetlerden öğrenilebilir. İslam tarihi boyunca ümmetin yaşadığı güzelliklerde Allah Rasûlü’nün yüce şahsiyetinin ve üstün karakterinin izleri vardır. İnsanlar O şahsiyete yaklaşabildikleri ölçüde toplumda kabule layık faziletlere ermişlerdir. İncinmeme ve incitmeme felsefesi edebiyatımızda da ayrı bir güzellik rüzgarı oluşturmuş ve pek çok şair bu konuda duygularını dile getirmiştir. Bunlardan biri olan Pertev Paşa bu manayı şöyle ifade eder:

Ne şemm et bülbülün verdin, ne de hârdan incin

Ne gayrın yârine meyl et, ne sen ağyârdan incin

Ne sen bir kimseden âh al, ne âh u zârdan incin

Ne sen bir kimseden incin, ne senden kimse incinsin

(Ne bülbülün aşık olduğu gülü kokla ne de dikenden incin, dikenden inciniyor ve korkuyorsan gülü koklamamalısın. Çünkü gülü seven dikenine katlanır.

Ne Allah’ın dışında başkasının sevgilisine ilgi duy, ne de ağyar sayılan Allah’ın dışındakilerden incin. Allah’ın dışındaki fani  şeylere gönlünü kaptırırsan incinirsin, çünkü faniye güvenmek sonuçta insanın güvenini yıkar.

Ne sen başkasından ah al, ne de başkasının ah u zarından incin. Çünkü başkasından ah alacak işler yapanın başkalarının kendisine ah çektirmesiyle incinmeye hakkı yoktur.)

Doğrusu başkasından incinmemek ve başkasını incitmemektir. Tek kelimeyle kalb-i selim sahibi olmaktır.

Benzer Konular
  • Fransız Mizah dergisinden Peygamber Efendimize hakaret Fransız Mizah dergisinden Peygamber Efendimize hakaret
  • Hz. Muhammed’in ibretlik sözleri Hz. Muhammed’in ibretlik sözleri
  • Hz. Muhammed’in ( S.A.V ) en güzel duaları Hz. Muhammed’in ( S.A.V ) en güzel duaları
Yorumlar




Etiketler
Hz. Muhammed'in ( S.A.V ), Rahim sıfatları, Rauf sıfatı
Sosyal Medyada Paylaşın
İslam Alimleri
  • Halid bin Velid ( Seyfullah) Halid bin Velid ( Seyfullah)
  • Seyyid İbrahim El-Ahsai hayatı Seyyid İbrahim El-Ahsai hayatı
  • Ebu Zerr El Gaffari Hazretlerinin hayatı Ebu Zerr El Gaffari Hazretlerinin hayatı
  • Şeyh Ahmet Yasin hayatı ve mektubu Şeyh Ahmet Yasin hayatı ve mektubu
  • İskilipli Atıf Hocanın hayatı ve eserleri İskilipli Atıf Hocanın hayatı ve eserleri
  • Necmettin Erbakanın Hayatı ( Milli Görüş Efsanesi ) Necmettin Erbakanın Hayatı ( Milli Görüş Efsanesi )
  • Mahmut Efendinin hayatları Mahmut Efendinin hayatları
  • Bediüzzaman Hazretlerinin hayatları Bediüzzaman Hazretlerinin hayatları
Günün Hadisi
Allahtan haya etmek, Ölümü ve toprakta çürümeyi hatırlamak ve hiç unutmamak; Resulullah (sav) “Allah’tan hakkıyla haya edin!” buyurdular. Biz: “Ey Allah’ın Resulü, elhamdülillah, biz Allah’tan haya ediyoruz” dedik. Ancak O, şu açıklamayı yaptı: “Söylemek istediğim bu (sizin anladığınız
Devamı İçin Tıklayınız
Günün Duası
Yepyeni bir yıl ve sorgulandıktan sonra Allah-u Alemin takdirinde yeni yeni yıllar. Allah şüphesizki herşeyi bilendir. Allah bu mübarek günde de bizleri cuma namazı ile buluşturduğu için Hamd ve senalar ediyoruz. Değerli din kardeşlerimizde aynı atmosferde omuz omuz, ip gibi saflarla yan yana kıldığın için defalarca şükürler olsun
Devamı İçin Tıklayınız
İlginizi Çekebilecek Konular
  • İyilikle ilgili şiir – Hep iyilik yap
  • Duydun mu?: Müslüman müslümanı kırıyor
  • Cumanız mübarek olsun – Cuma nasihati
  • Öldürülen insanların tazminatla mükafatlandırılmaları
  • Mahmut Efendinin hayatları
Son Yapılan Yorumlar
  • muhsin iyi Allah’ın Hükümranlığı (Egemenliği), Hükümdarlığı (Yöneticiliği), El-Melik Güzel İsmi Bir hükümdarda devletin bütün erkleri (yasama, yürütme, yargı) nasıl toplanırsa Allah (c.c.) da gerçek bir hükü
  • muhsin Hz. Muhammed’in (Peygamberimizin) Üstünlüğü, Âlemlere Rahmet Vesilesi Olması Nefsin damarları pek çoktur. Bunlardan bir tanesi, kendisini herkesten üstün görmesidir. Daha doğrusu, nefsin kendisinde
  • ahmet siz kafayımı yediniz ismail aga cemaatinin lideri cübbelimi? bilmeyen adamları bari yanıltmayın
  • mustafa bozkurt RABBİM ŞEFAATLERİNE NAİL EYLESİN AMİN.
  • GÜNAY TÜRKOĞLU ALLAH SEMİDİR BASİRDİR MÜTEKKEBBİRDİR LATİFDİR ALLAHIM ŞU GARB KULUNU AF VE MAĞFİRET ET SONSUZA DEK ZEVKLERE GARB OLSUN AMİN VELHAMDÜLİLLAHİ RABBÜLALEMİN.............................................
  • 
    • Anasayfa
    • Örnek sayfa
    .
    Web Tasarım : HERA Reklam